Malumunuz, gündemi uzun süredir meşgul ediyor Sayın Başbakan'ın ve müstakbel Cumhurbaşkanı heveslimizin "Sayın (!) Öcalan" dediği radyo konuşması. Peki RTE'nin tek gafı bu mu? Yok yok, başbakanlık dönemindeki kabadayı üslupsuzluklarından yada daha önceki cumhuriyet karşıtı konuşmalarından bahsetmiyorum. Yine söz konusu radyo röportajındaki gaftan bahsediyorum: Kelle!
"Askerlik yan gelip yatma yeri değildir" diyen bir Başbakan, "Sayın Öcalan" derse, bu insanın terminolojisinde şehit kavramına "kelle" lafının düşüyor olmasına şaşırmam. Siz şaşırır mısınız?
Dün bir arkadaşımla müdavimi olduğumuz bir mekanda yemek yerken sordu "Sayın Öcalan, demekte ne var ki abi?" diye. Öncelikle hukuki dayanağını bildireyim sizlere.
Soruşturma, Yeni Türk Ceza Kanunu'nun "Suçu ve Suçluyu Övme" başlığını taşıyan 215. maddesinden açılmış, basından duyduğumuz bu. Ne diyor YTCK 215:
Suçu ve suçluyu övme
MADDE 215. - (1) İşlenmiş olan bir suçu veya işlemiş olduğu suçtan dolayı bir kişiyi alenen öven kimse, iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Yeterli mi? Bence değil. Şimdi size YTCK'nin 217. maddesini de yazıyorum, buyrun:
Kanunlara uymamaya tahrik
MADDE 217. - (1) Halkı kanunlara uymamaya alenen tahrik eden kişi, tahrikin kamu barışını bozmaya elverişli olması hâlinde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
Sayın savcım, suçluluğu adalet organları tarafından da tescillenmiş ve kamuoyunda suçluluk abidesine dönüşmüş, toplumsal zararları ile bu zararlardan nemalanan yahut onlarla ülkü birliği yapanların sembolü olmuş birine saygı gösteriliyorsa bu, bazı kesimleri aleni olarak kanunlara uymamaya tahrik değil midir? Hem de suç, basın yoluyla işlendiği için ağırlaştırıcı unsur da yok mudur?
Örnek şikayet dilekçesi için : http://www.acikistihbarat.com/Haberler.asp?haber=6457
Arkadaşımın sorusunu bir de siyasi pratik açısından yorumlamak gerekirse...
Bu ülkenin başbakanı -ki mevcut düzenle kavgalıdır kendileri- simgeleştirilen bir terörist başına "Sayın" derse; varlığımızı borçlu olduğumuz, tarihe gömmek istesek sığdıramayacağımız, aziz şehitlerimiz için "kelle" derse; bakın başkaları ne der?
Leyla Zana, diye bir sözde Kürt milliyetçisi çıkar "Bizim liderlerimiz Barzani, Talabani ve Öcalan" der. Sözde bir Kürt partisi olan DTP'nin il başkanı çıkar "Kerkük'e yapılan her şeyi Diyarbakır'a yapılmış sayarız" der. Diyarbakır Belediye Başkanı çıkar Cumhurbaşkanına Kürtçe davetiye gönderir; yetmez, birçok söyleminde etnik milliyetçilik yapar.
Kısacası: Balık, baştan kokar...
Kuzey Irak'taki Kürt liderlerin "bağımsızlık" ve "özerk devlet" sözlerini artık çekinmeden, açıkça söylemeleri ile bu olayların denk gelmesi tesadüf müdür?
Evet, büyük bir oyunun içinde küçük bir başbakan ve malesef onun altında makus talihine küs, büyük bir ulus...
Tehlikenin farkında mısınız?
Başbakan'ın meşhur gaf konuşması için: http://rapidshare.com/files/23235683/erdogan_sbs_konusma.mp3.html